Organik Cilt Bakım Yağları

Organik Cilt Bakım Yağları

ORGANİK CİLT BAKIM YAĞLARI

 

 

Bitkisel yağlar; gıda, kozmetik ve farmasötik ürünlere entegrasyonu ile tarih boyunca çeşitli amaçlarla kullanılmıştır. Kozmetik alanında bu yağların özellikle cilt üzerindeki antioksidan ve anti-inflamatuar etkilerinin  terapötik faydalarına odaklanılmıştır. Yapılan bilimsel araştırmalarla da etkinliği desteklenen organik cilt bakım yağları, cildin doğal fonksiyonlarını harekete geçirerek cildi güçlendiriyor ve yeniden yapılandırıyor. Antioksidanlar, aminoasitler, esansiyel yağ asitleri, vitamin ve mineral içerikleri ile etkili bir cilt bakım ritüeli sağlıyor.

Cildimizin ihtiyacı olan doğru bakımı sağlamak için cildimizi iyi tanımak ve gereksinimlerini bilmek gerekiyor. Cildimizin sağlıklı fonksiyonlarını yerine getirebilmesine doğal yollarla destek olma bilinci de Dünya’da artan trendler arasında yer alıyor.

Cildimizi çevresel faktörlerden koruyan, cilt bariyerini güçlendiren ve gençlik iksiri görevi üstlenen organik cilt bakım yağlarını yakından tanımaya ne dersiniz?

 

ÖNCE CİLDİMİZİ TANIYALIM!

 

Vücudun en büyük organı olan cilt, iç ve dış çevre arasında gerekli ara yüz olarak işlev görür. Öncelikli görevi vücudu dış çevreden gelebilecek fiziksel ve kimyasal etkilere karşı korumak, su içeriği bakımından zengin iç organların dış kuru çevreden korunması ve vücudun endojen materyalini kaybetmesinin önlenmesidir. Mikroorganizmalar, hassasiyet oluşturucu (irritan) ve alerjen maddeler, UV ışınları gibi çeşitli çevresel faktörler derinin koruyucu bariyer işlevinin bozulmasına neden olabilmektedir. Cildin sağlığı ve yüzey görüntüsü çevresel faktörler ve aşağı katmanları oluşturan bileşenlerin fonksiyonu ile belirlenir.

Cildimiz başlıca 3 tabakadan oluşmuştur. Bu tabakalar en alttan yukarıya doğru: Hipodermis, Dermis ve Epidermis olarak sıralanmaktadır.

 

Epidermis: Düzenli olarak kendini yenileyebilen ve kan damarları içermeyen, çoğunlukla keratinosit (keratin proteini sentezleyen) olarak isimlendirilen hücrelerden oluşan, vücut ve çevre arasında bariyer görevi üstlenen en üst tabakadır.

Epidermis; Stratum corneum, Stratum granulosum, Stratum spinosum  ve Stratum basale olmak üzere dört tabakadan oluşur. En üst katmanı Stratum corneumdur.  Boynuzsu tabaka olarak da isimlendirilen en üst katmanı korneositlerden (yassı, keratinle dolu ölü hücreler) oluşarak, maddelerin deriden geçişinde önemli bir engel oluştururlar. Bu tabakanın en önemli koruyucu görevlerinden biri transepidermal su kaybını önlemektir.  Transepidermal su kaybının artması cildimizin kurumasıyla sonuçlanır. Cildin pürüzsüz görünümünde su kaybını engellemenin yanısıra bir diğer önemli faktör deskuamasyon (deri hücrelerinin dökülmesi) dur. Ciltten ölü hücrelerin dökülmesi, normal ciltte belirli periyotlarda gözle görülmeyecek şekilde gerçekleşir. Eğer Stratum corneum tabakasında yeterli miktarda su yoksa bu işlem gerçekleşemez, ölü hücrelerin büyük kütleler halinde birikmesi ile kuru ve pürüzlü bir cilt oluşumu gerçekleşir. Cildimizin nemli ve esnek tutulmasındaki son faktör hücreler arası lipit tabakasıdır. Lipitler, epidermisin en üst tabakası stratum corneumdaki korneositlerin (biyokimyasal olarak aktif ama ölü hücreler) etrafını yığınlar halinde sararak su kaybını önlemede bariyer oluştururlar. Üç temel lipid grubu vardır: Kolesterol, seramidler ve serbest yağ asitleri. Özellikle araşidonik asitler ve esansiyel doymamış yağ asitlerinden linoleik asit önemli hücre zarı lipitleri olup, yaşla birlikte derideki miktarları azalmaktadır. Bu lipit yapıları içeren besinler derinin yapısı, korunması, su kaybının ve kuruluğun önlenmesi yönünden önemlidir.

Epidermisin stratum spinosum katmanında vücudun ve derinin savunma sistemlerinden Langerhans hücreleri yer alır. Bu hücreler alerji ve egzamanın gelişiminden sorumludur. Hem kronolojik hem de foto-yaşlanma Langerhans hücrelerinin morfolojilerini etkiler ve sayılarını azaltır. Bu durum özellikle güneş gören yerlerde daha belirgindir. Sonuçta hücresel immün yanıt bozulur, deri maligniteleri ve enfeksiyon riskinde artışa neden olabilir.

Epidermisin en alt tabakası, dermisin hemen üstünde yer alan Stratum basaledir. Bu tabakada bazal hücreler( derinin kök hücreleri), Merkel hücreleri (dokunma hissini algılayan) ve melanositler yer alır. Melanositler, cildimize rengini veren melanin pigmentinin üretiminden sorumlu hücrelerdir. Melanin üretimi ve transferinin bazı faktörlerle örneğin UV ışınları, hormonlar ve kimyasallarla artışı, ciltte güneş lekeleri, çil ve hiperpigmentasyon bozukluklarına neden olabilmektedir. Yüzümüzdeki düzensiz pigmentasyon, Güneş’e bağlı yaşlanmanın en bilinen işaretlerindendir. Kahverengi pigment olan melaninin düzensiz üretilmesi Güneş lekelerinin oluşumuna neden olur. Leke oluşumunun önlenmesinde Güneş koruyucu kullanımı önem arz eder.

 

Dermis: Cildin orta tabakasıdır. Başlıca fibröz kolajen, elastin fibriller ve ara maddeden meydana gelir. Fibroblastlar, mast hücresi ve makrofajlar  dermiste bulunan düzenli hücrelerdir. Ayrıca sinirler, kaslar, kan ve lenf damarları, ter ve yağ bezleri, tırnak ve kıl folikülleri yer almaktadır. Dermisin ana hücresi fibroblastlar, hücre dışı destek matriks dokusunun sentezinden sorumludur. Bu matriks yapısı kolajen, elastin ve retiküler liflerden oluşmaktadır.

 

Dermiste kolajen cildin gerginliğini sağlamaktadır. Kolajen ve ekstraselüler matriks komponentlerinin yapısındaki değişiklikler cilt yaşlanmasının en önemli etkenleridir. Kolajen cildin ana yapısal proteinidir. Cildimizin kuru ağırlığının %70-80’ini oluşturur.

Elastin ise cildin elastikiyetinden sorumludur. Yaşlanmış ciltte görülen değişikliklerin çoğundan elastik liflerdeki değişiklikler sorumludur. Bu değişikliklerin sonucunda ciltte gevşeklik, sarkma, kırışıklık ve cildin gerildikten sonra eski pozisyonuna dönmesinde gecikme ve azalma gözlenir.

Dermisteki hücrelerarası sıvının majör bileşeni olan hyalüronik asidin, cildin normal hidrasyonunu sağladığı bilinmektedir. Vücudumuzdaki hyalüronik asidin %50’si ciltte bulunur. Hyalüronik asit cilde nem kazandırmasının yanısıra, doku onarımı ve yenilenmesinde önemlidir.

 

Hipodermis: Cildin yağ hücreleri bakımından zengin en alt tabakasıdır. Vücuttaki lokasyonu ve beslenme durumuna göre kalınlığı farklılık gösterir. Cildin beslenmesini sağlayan damarlarca zengindir.

 

 

İDEAL CİLDE ULAŞMAK İÇİN, CİLT TİPİNİZİ ANLAMAK VE HASARA NEDEN OLABİLECEK ÇEVRESEL FAKTÖRLERİ BİLMEK DE ÖNEMLİDİR!

 

Normal Cilt: Nemlidir, cilt tonu eşitsizliklerine çok fazla rastlanmaz. Gözenekler küçük ve az görünür. Dış uyaranlara karşı hassas değildir. 

 

Kuru Cilt: Gergin ve solgun bir görünümü vardır. Kuru cilt kaşınır ve  pullanır. Yeterli miktarda yağ üretimi yoktur. Dış uyaranlara karşı oldukça hassastır; soğuk hava ve sert koşullar cildin durumunu daha da kötüleştirir. İnce çizgiler kolaylıkla görülür. Makyaj uygulanması zordur. Genelde 35 yaş ve üzeri kadınlarda bu cilt tipine daha sık rastlanır.

 

Yağlı Cilt: Yağ bezlerinin fazla aktif olması, aşırı sebum salgılanmasının sonucudur. Cilt yağlı, parlak görünür. Genişlemiş gözle görülür gözeneklere ve akne oluşumuna sık rastlanır. Yağlı ciltte kırışıklık oluşumu daha azdır. Ancak bakımına dikkat edilmezse en büyük tehlike kolay sarkmasıdır. Makyaj uygulaması ciltte kalıcı olmaz. Dış uyaranlara karşı da hassastır. Genellikle ergenlik döneminde sık rastlanan bir cilt tipidir.

 

Karma Cilt: Cildin bazı bölgelerinin yağlı bazı bölgelerinin de kuru olduğu cilt tipidir. T bölgesi denilen alın, burun ve çeneden oluşan cildin orta bölümü yağlı; yanaklar ise kuru ya da normaldir. Her yaştaki kadınlarda bu cilt tipine rastlanabilir.

 

Hassas Cilt: Cilt bakımında kullanılan ürünlere ya da çevresel faktörlere kızarma ve kaşınma ile tepki gösteren cilt türüdür. Bazı kişilerde hassasiyet tüm yüzde değil, sadece göz, ağız ve burun çevresinde olabilir. Çok hassas bir bakım ve koruma gerektirir. Çünkü ciltteki bakteri ve mantarların yerleşmesini engelleyen asitten yoksundur, cilt hastalıklarına yatkındır. Genelde susuz  ve gerilen bir cilttir. Bol su tüketimi ve hassas cilt ürünleri kullanımı önemlidir. Cilt bakım ürünlerinin içerikleri iyi incelenmeli; paraben ,renk ve koku verici maddeleri içermeyen ürünler tercih edilmelidir.

 

Olgun Cilt: Cilt hücrelerinin yaşam ritminin yavaşlaması sonucu oluşan cilt tipidir. Yaşın ilerlemesi ve Güneş ışınlarına maruz kalma gibi çevresel faktörlerin etkisi ile ciltteki protein yapıları anormal hale gelmekte, fonksiyonlarını yerine getiremeyen ölen hücre miktarı artmaktadır. Cilde esneklik, canlılık ve güç veren kolajen ile elastin fibrilleri bozulur. Ciltte yaşlanma başlar. İncelme, sarkma, derin çizgiler ve cilt lekeleri meydana gelir. Cilt yüzeyindeki ölen hücreler de yaşlanmayla birlikte, kendiliğinden çözülüp gidemez, yığılmalar başlar ve bu da cilde kaba bir görünüm verir. Özellikle 35 yaş sonrası cildi yenileyici etki gösteren bakım ürünleri kullanmak faydalı olacaktır. Genç yaşlardan itibaren de bilinçli bir cilt bakımı, yaşlanma sürecini geciktirmede önem taşır.

 

 

 

ÇEVRESEL FAKTÖRLER:

 

Çoğumuz normal bir cilt ile doğarız , sonrasında yaşın ilerlemesi ve cildin çevresel faktörlere maruz kalması ile cildimizin farklı cilt tiplerine dönmesini deneyimleriz. Cilt hasarlarına neden olan çevresel faktörler Güneş ışınları – UV radyasyonu, hava kirliliği, iklim değişiklikleri, sigara dumanıdır. Bu faktörler cilt hücrelerinin DNA’sına zarar vererek, hücrelerin fonksiyonlarını yerine getirme kabiliyetinin yitirilmesine neden olan serbest radikallerin oluşmasına neden olur. Cildimizin doğal antioksidan mekanizması, bu faktörlerin bombardımanına maruz kalması ile oluşan serbest radikal zararlılarına karşı yetersiz kalır. Cilt hücrelerinin zarar görmesi ile, kolajen, elastin, hyaluronik asit gibi ana bileşenlerin sentezlerinde aksamalar başlar. Bu durum zamanla kırışıklıkların oluşmasına, cildin sarkmasına ve lekelenmesine neden olur.

 

 

DOĞRU CİLT BAKIMINDA ORGANİK CİLT BAKIM YAĞLARININ ÖNEMİ

 

Cilt görünümünü iyileştirmek ve sağlıklı yapısını korumak için doğru cilt bakımı önemlidir. Cilt bakım rutinindeki  ana hedef antioksidanlar ile cildin ihtiyaçlarına yönelik biyoaktifleri kullanmaktır. Antioksidanlar çevresel faktörlerin ciltte oluşturacağı hasarları engelleme konusunda destek sağlar. Esansiyel yağ asitleri, vitamin ve mineraller de yaşın ilerlemesi ile ciltte azalan hayati bileşenlerin devamlılığını sağlar. Antioksidanları ve esansiyel yağları birarada sunan bu kombinasyon, cilt hücrelerinin sağlıklı fonksiyonlarının yerine getirmesine katkıda bulunarak, cildin yenilenmesini ve kolajen, elastin, hyaluronik asit gibi ekstraselüler bileşenlerin sentezinin devamlı kılınmasında etkilidir.

Organik cilt bakım yağlarının topikal uygulamaları, içerdiği aktiflere ve cilt tipine göre farklı etkilere sahip olabilir. Ayrıca elde ediliş yöntemleri de önemlidir. Soğuk pres yöntemi ile elde edilen organik cilt bakım yağları, rafine edilerek elde edilenlere göre daha besleyici etkilere sahiptir. Organik cilt bakım yağlarının bileşenlerinden olan esansiyel yağ asitleri, fenolik bileşikler, antioksidanlar, vitamin ve mineraller farklı mekanizmalar ile sinerjik etki göstererek cildin iyileşmesine katkı sağlarlar. Organik cilt bakım yağları cildin koruyucu bariyerini güçlendirerek, cildi transepidermal su kaybına karşı korur ve nemli tutar. Serbest yağ asitlerinden özellikle de oleik asit ile geçirgenliği artırarak, yağlar içerisindeki diğer faydalı bileşenlerin stratum corneumu geçerek, cildin alt tabakalarına kadar ilerlemesini mümkün kılar. Organik cilt bakım yağlarının içeriğindeki fenolik bileşenler ve tokoferoller antioksidan etki göstererek, cilt üzerinde olumsuz etki gösterecek serbest radikaller ile savaşır. Organik cilt bakım yağlarının anti-inflamatuar ve anti-mikrobiyal etkinlikleri mevcuttur. Akne tedavisinde özellikle başarılı sonuçlar verir. Yağlı ciltlerde de bilinenin aksine organik cilt bakım yağları, cildin sebum dengesini düzenleyerek, cildin aşırı yağ salgılamasını engeller. Yara iyileşmesinin teşvik edilmesi ve cilt tonunu düzenleyici etkileri ile, daha genç, pürüzsüz ve ışıltılı bir görünüm için doğanın bizlere sunduğu mucizelerdir.

 

Nopal Kaktüsü Yağı: Bilinen en değerli organik cilt bakım yağlarından olan Nopal kaktüsü yağı, Opuntia ficus indica meyvesinin tohumlarından soğuk pres yöntemi ile çıkarılır. Argan yağından %150 kat daha fazla E Vitamini içeriğine sahiptir. İçeriğindeki Linoleik Asit, E & K Vitamini, Çinko Minerali, Fitosteroller ve Polifenoller ile sağlıklı hücre üretimini ve döngüsünü uyarır. Yaşlanma etkilerinin azaltılmasına yardımcı olur. Cildin elastikiyetini artırarak, kollajen üretimini destekler. Cildi aydınlatır ve cilt tonunu eşitler. Cilt bariyerini koruyarak, ciltte su kaybını azaltır ve yüksek nemlendirici etki sağlatır. Gözeneklerin sıkılaşmasına, akne lezyonlarının kızarıklığını ve iltihaplanmasını azaltmaya yardımcı olur. Gözaltı morluklarının görünümünün azaltılmasına ve kazayağı bölgesindeki kırışıklıkların hafiflemesine yardımcı olur. Güneş kaynaklı hiperpigmentasyonu hafifletir. Cilde parlak ve ışıltılı bir görünüm kazandırır.

 

 

Avokado Yağı: Persea americana’nın meyvesinden elde edilir. Meyvenin posasından soğuk pres yöntemi ile çıkarılan avokado yağı, linoleik, linolenik ve oleik asit bakımından zengindir. Cilt tarafından emilirliği oldukça yüksek olup, cildin nem kapasitesini artırarak, cildi pürüzsüz ve yumuşacık bir yapıya ulaştırır. Ayrıca β-sitosterol, β-karoten, lesitin, mineraller ve A,C,D,E vitaminlerini içerir. Tüm cilt tipleri için kullanıma uygun olmasının yanısıra; kuru ve hasarlı ciltler için mükemmel bir zenginleştirme kaynağıdır. Yaraların iyileştirilmesini hızlandırıcı etkisi ile ciltteki kolajen üretimini artırdığı da yapılan çalışmalarla desteklenmektedir.

 

 

 

 

Jojoba Yağı: Jojoba uzun ömürlü, kuraklığa dayanıklı, çok yıllık bir bitkidir. Jojoba yağı yüksek oksidatif stabilitede olup, bozulmaya karşı dirençlidir. Cildin salgıladığı sebum maddesine benzerlik göstermesi ile bilinen cilt bakım ürünlerinin başkahramanıdır. Cildi besleyici özelliği çok yüksek olan Jojoba yağı, cilt yaşlanmasının önüne geçer ve cildin elastikiyetini artırarak sıkılaşmasına yardımcı olur. Cildin yağ üretiminin dengelenmesine katkıda bulunması ve anti mikrobiyal etkisi ile akne oluşumunun önüne geçebilmektedir. Jojoba yağı seboroik dermatit, atopik dermatit ve egzama tedavilerinde de başarılı sonuçlar vermektedir.

 

 

 

 

Tatlı Badem Yağı: Anti aging denildiği zaman akla gelen en önemli bitkisel yağlardandır. Cildi yeniler ve yumuşatır. Özellikle Güneş hasarlı ciltlerdeki ince çizgilerin ve yaşlanma belirtilerinin azaltılmasına yardımcı olur. Cildinize nemi hapsederek kuruluğa bağlı cilt yaşlanmasının önüne geçer. Cildinizi ölü hücrelerden arındırarak, daha pürüzsüz bir görünüme ulaşmasını sağlar. İçeriğindeki E Vitamini ve Omega-6 esansiyeli ile gözaltındaki koyu halkaların belirginleşmesine neden olan dehidrasyonu önler.

 

 

 

 

Kuşburnu Yağı: Kuşburnu yağı kuşburnu tohumlarından soğuk pres yöntemi ile elde edilmektedir. İçeriğinde linoleik asit, a-linolenik asit, oleik asit ile lipofilik antioksidan, özellikle tokoferol ve karotenoidler bulunur. Kuşburnu yağı yüksek antioksidan içeriği ile, iltihaplanma ve oksidatif strese karşı koruyucudur. A vitamini içeriği ile yaşlanma etkilerini önlemede ve leke bakımında önemlidir. Cildinizin daha canlı ve sıkı görünmesi ile nemli kalmasına yardımcı olur.

 

 

 

Aynısefa Çiçeği Yağı: Calendula officinalis olarak da bilinen bitkiden elde edilen organik yağ,  cildi toksinlerden arındırarak yepyeni bir tazelik hissi sunmaya yardımcı olur. Akdeniz’in tüm canlılığını üzerinde taşıyan, parlak sarı ve turuncu rengi ile enerji saçan bu bitkinin içeriğinde triterpen saponinler, flavonoidler ve karotenoidler bulunur. Hücre yenilenmesini düzenler, kolajen ve elastin sentezini destekler. Bu özelliği ile doğal yaşlanma sürecini yavaşlatır. Cilde ipeksi bir his ve yumuşaklık kazandırarak hem besler hem de nemlendirir. Cilt hassasiyetini ve kızarıklıklarını sakinleştirme etkisi vardır. Cilt tonunun eşitlenmesine yardımcı olur.

 

 

ESTHEBELLA THE RENEWAL OIL

 

Esthebella Renewal Oil 6 farklı mucizevi yağın özel harmanıdır. Organik Nopal Kaktüs tohumu yağı ile C5 Concentrate olarak adlandırılan Tatlı Badem Yağı, Jojoba Yağı, Kuşburnu Yağı, Aynısefa Çiçeği Yağı ve Avokado Yağını birarada içermektedir. İçeriğindeki tüm yağlar soğuk pres yöntemi ile elde edilmiş olup, organik sertifikalıdır. Tüm cilt tiplerinin kullanımına uygun çok amaçlı cilt bakım yağıdır. Esthebella Renewal Oil vegan dostu, hayvan testlerine karşı, su, alkol, paraben, fitalat, yapay renk, koku veya boya içermeden formüle edilmiştir. Esthebella Renewal Oil’in yenilenme hissi uyandıran kokusu esansiyel doğal yağlar ile kazandırılmıştır.

 

Etiketler: doğrubakım, ciltbakımı
Mayıs 29, 2020
Listeye dön